2 Nisan 2020
  • 23:37 İSTANBUL EVDEN EVE NAKLİYAT
  • 12:49 Ziraat Bankası Kredi Borcu Koronavirüs Ertelemesi
  • 20:30 Online İşlem Konforundan Faydalanın
  • 23:48 ‘MİT mensubu şehidin cenaze töreninde görüntüler gizli çekildi’
  • 23:48 Uluslararası Hukukçular Birliğinden AB’ye sığınmacıların haklarını ihlal tepkisi

İstanbul

Sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ) Kartal Koşuyolu Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Özen Yetkin, sinir, kaygı bozuklukları, korku ve endişe nedeniyle oluşan, stres ve baskı altında kalındığında nükseden, öğleden sonra daha sık yaşanan baş ağrılarının gerilim tipi baş ağrısı olarak adlandırıldığını belirtti.

İstanbul Sağlık Müdürlüğünden yapılan açıklamada baş ağrıları hakkındaki görüşlerine yer verilen Yetkin, toplumda baş ağrısı şikayeti olan kişilerin oranının yüzde 90’lara ulaştığını, tüm baş ağrılarının yüzde 90’ını migren ve gerilim tipi baş ağrılarının oluşturduğunu, ikincil baş ağrılarının ise daha az sıklıkta görüldüğünü kaydetti.

Baş ağrısı ataklar halinde ortaya çıkıyorsa buna migren ağrısı denilebileceğini aktaran Yetkin, migren ataklarının kiminde yılda 1-2 kez, kiminde ise ay içerisinde defalarca görülebileceğini ifade etti. Yetkin, çoğunlukla şiddetli seyreden migren ağrısını diğer ağrılardan ayıran en önemli özelliğin ise ağrıyla birlikte bulantı, ses ve ışığa duyarlılığın ortaya çıkması olduğunu belirtti.

“Aile öyküsü olanlarda migren hastalığı ihtimali yüzde 40”

Özen Yetkin, migrene yol açan nedenlerin başında genetik faktörlerin geldiğine dikkati çekerek, “Aile öyküsü olanlarda migren hastalığı ihtimali yüzde 40’tır. Hem annesi hem babası migren hastası olan bir kişi ise yüzde 75 oranında migren şikayetleri yaşayabilmektedir. Migren ağrısının nedenlerinden biri de hormonal değişimlerdir. Bu nedenle migren, en sık kadınlarda görülür. Kadınlarda görülme sıklığı erkeklere göre 3 kat fazla olan migren atakları özellikle adet dönemlerinde hormonal değişimden dolayı şiddetini artırabilir.” ifadelerini kullandı.

Migreni tetikleyen unsurların kişiye göre farklılık gösterebileceğini aktaran Yetkin, “Tüm tetikleyicilere dikkat etmenizde fayda var. Örneğin peynir ve çikolata gibi bazı yiyecekler migreni tetikleyebilir. Bunun yanı sıra öğün atlamak veya öğünü geciktirmek, yeterli su içmemek de migren ataklarına neden olabilir. Uyku düzeni de migren için önemlidir.” değerlendirmesini yaptı.

Yetkin, migren tedavisindeki ilk süreçte, hastanın şikayetlerinin doktor tarafından değerlendirilerek klinik tanı konulduğunu, beyne ait bazı hastalıklardan şüphelenildiğinde ise bunları dışlamak üzere incelemeler yapıldığını belirterek, tekrarlayıcı baş ağrısı olanlara en azından bir kez beyin tomografisi çekilerek migreni taklit edebilecek hastalıkların araştırılmasını tavsiye etti.

Gerilim tipi baş ağrısı

Uzman Dr. Yetkin, sinir, kaygı bozuklukları, korku ve endişe nedeniyle oluşan, stres ve baskı altında kalındığında nükseden, öğleden sonra daha sık yaşanan baş ağrılarının gerilim tipi baş ağrısı olarak adlandırıldığını belirtti.

“Başın etrafını saran bir ağrı” şeklinde tanımlanan bu tipin, kafada doluluk, şakaklarda basınç ve ağırlık hissi, kaslarda hassasiyet ve ağrı özellikleriyle seyrettiğine dikkati çeken Yetkin, “Bunların yanı sıra baş ağrıları en az 10 ve 30 dakika süreyle 7 gün kadar sürüyorsa migrenin aksine zonklama yoksa hafif veya orta şiddetteyse, başın her iki tarafında da görülüyorsa, günlük fiziksel aktivitelere değişime sebep olmuyorsa, baş ağrısı esnasında mide bulantısı, kusma ya da ışığa ve sese karşı hassasiyet oluşmuyorsa bu gerilim tipi bir baş ağrısı olabilmektedir.” ifadelerini kullandı.

“Neşeli kişilerde gerilim tipi baş ağrısının görülme oranı daha az”

Tedavide ağrı kesicilerin kullanılabileceğini aktaran Yetkin, şunları kaydetti:

“Bu ağrı kesiciler ilk kullanımlarda işe yararken, ilerleyen zamanlarda etkisini kaybedebilir. Bu nedenle, ağrı kesiciyle tedavi yerine daha özgül yaklaşımlarla tedavi önerilmektedir. Gerilim tipi baş ağrılarında gerilim ve kaygıyı azaltıcı yönlü ilaçlar, rahatlama egzersizleri ve psikoterapi gibi yöntemlerden oluşabilmektedir. Stres, kaygı, endişe gibi yoğun duyguların dengelenmesi önem taşımaktadır. Bunun için gereken psikolojik destek alınmalı ve stresle baş etme kişinin hayatına bir strateji olarak kazandırılmalıdır. Alınacak psikolojik danışmanlık hizmetinde gevşeme teknikleri öğrenilmelidir. Düzenli egzersiz yapılmalı ve düzenli uyuyarak şikayetlerin azalması, yorgunluktan kaynaklı güçsüz kalma ihtimali yok edilmelidir. Öğün atlamaksızın besin tüketilmelidir. Neşeli ve mutlu kişilerde gerilim tipi baş ağrısının görülme oranının daha az olduğu gözlenmiştir.”

Halk Gazetesi

RELATED ARTICLES