2 Nisan 2020
  • 23:37 İSTANBUL EVDEN EVE NAKLİYAT
  • 12:49 Ziraat Bankası Kredi Borcu Koronavirüs Ertelemesi
  • 20:30 Online İşlem Konforundan Faydalanın
  • 23:48 ‘MİT mensubu şehidin cenaze töreninde görüntüler gizli çekildi’
  • 23:48 Uluslararası Hukukçular Birliğinden AB’ye sığınmacıların haklarını ihlal tepkisi

Ankara

Ankara 33. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Hasan Şatır ile üye hakimler Nursema Arslan ve Fadimana Akyıldız Keleş’in yazdıkları gerekçeli kararda, dosya kapsamına göre olay özetlendi. 

Karara göre, sanık Hasan İsmail Hikmet, 2 Ocak 2019’da Ceren Damar Şenel‘in gözetmeni olduğu sınavda kopya çektiği için yakalandı, tutanak tutuldu ve salondan çıkarıldı.

Salondan ayrılınca okul bahçesindeki otomobiline giden Hikmet, yanına gelen arkadaşı B.B.S’ye “kopya çekerken yakalandığını” söyledi. Şenel’in kendisini daha önce de kopya çekerken yakaladığını ve okulunun uzayacağını anlatan Hikmet, B.B.S’ye, “Şimdi eve gidip silah alıyorum. Bugün onu öldüreceğim. Ceren hoca bana taktı.” dedi. B.B.S. ise sanığa aklını başına alması uyarısında bulundu ancak daha önce de benzer sözleri duyduğu için Hikmet’i ciddiye almadı.

Aracıyla evine giden sanık, bıçak ile babası Ömer Hikmet’e ait ruhsatlı tabancayı aldı.

Ceren Damar Şenel ise ilerleyen saatlerde okuldaki araştırma görevlisi arkadaşlarına kopya olayından bahsetti. Maktule, “Hikmet’i daha önce de kopya çekerken yakaladığını ve işlem yaptığını, bu sebeple korktuğunu” söyledi.

Tanık beyanlarının da doğruladığı şekilde Hikmet, Ceren Damar Şenel’in odasının bulunduğu katta, başka sınavlarda gözetmenlik yapan maktulenin gelmesini bekledi.

Sınavdan dönen Ceren Damar Şenel’in ardından odaya giren Hikmet, tabancayla maktuleye önce sırtından iki el ateş etti, ardından da onu 9’u öldürücü mahiyette 17 kez bıçakladı. Silah ve inleme seslerini duyan iki hocanın odaya girmesiyle Hikmet, hızla odadan çıktı ve sonra koşmaya başladı.

Hikmet için “Yakalayın” diye bağırılmasının ardından davanın katılanı Ahmet Erencan Göksu, sanığın peşinden koşmaya başladı. Hikmet, bir süre sonra iki el havaya ateş etti ve Göksu da koşmayı bıraktı.

Sanık Hikmet, annesini arayarak olayı anlattı ve daha sonra buluştuğu anne ve babasıyla polise teslim oldu.

“Savunmaların dosya kapsamına uygun düşmediği…”

Gerekçeli kararda, “Hikmet ve avukatının, mahkeme huzurunda sanığın eyleminin, uğradığı cinsel saldırı sonucunda, meşru müdafaa koşullarında ya da haksız tahrik altında gerçekleştirdiğini iddia ettikleri” hatırlatıldı.

Sanığın maktuleyle ilişkileri olduğunu olaydan hemen sonraki emniyet ifadesinde, ertesi günkü savcılık ve sulh ceza hakimliği sorgularında bildirmediği kaydedilen kararda, “Yine, sanık tarafından yazıldığı belirlenemeyen ve intihar mektubu olduğu iddia edilen mektupta da böyle bir ilişkiden bahsetmemiştir. Sanık, olaydan yaklaşık 4 ay geçtikten sonra sulh ceza hakimliğinde, tutukluluk incelenmesinde hiçbir ayrıntı vermeden ‘Ölen şahısla benim cinsel ve normal birlikteliğim olmuştur’ beyanında bulunmuştur.” denildi.

Başta iddia etmediği konuda sanığın sonradan ifade değiştirdiği belirtilen kararda, Hikmet’in “maktuleyle birliktelikleri olduğuna, sonrasında kendisinin bu ilişkiyi istemediğine, bunun üzerine maktulenin kendisine baskı ve mobbing uyguladığına, olay günü de kopya çektiğini kabul ettiği halde eylemini maktulenin kendisine uyguladığı baskılar nedeniyle gerçekleştirdiğine” ilişkin savunmalarının “önceki ifadeleriyle çelişkili olduğu, dosya kapsamına uygun düşmediği ve bunun delillerle desteklenmediği” vurgulandı.

Kararda, “(Sanığın savunmaları) Hayatın olağan akışına aykırı, sanığı suç ve cezadan kurtarmaya yönelik olduğu anlaşılmakla, sanık ve müdafinin, maktuleden kaynaklanan, sanığa yönelik haksız saldırı veya haksız hareketleri nedeniyle eylemin meşru savunma veya haksız tahrik altında işlendiğine yönelik savunmalarına, başka araştırma ve soruşturmaya lüzum kalmaksızın mahkememizce itibar edilmemiştir.” değerlendirmesinde bulunuldu.

Neden indirim uygulanmadığı açıklandı

Gerekçeli kararda, sanığa neden “canavarca hisle veya eziyet çektirerek öldürme” ve “tasarlayarak öldürme” suçlarından ceza verilmediği de açıklandı.

Yargıtayın 26’sı öldürücü nitelikte toplam 29 bıçak darbesiyle işlenen cinayette bile yaralanma sayısının tek başına “canavarca hisle veya eziyet çektirerek kasten öldürme”den ceza vermeye yeterli bulunmadığı belirtilen kararda, “sanığın eylemi, maktulenin ölümünden zevk aldığı için, vahşiyane hislerle veya eziyet çektirmek için yaptığına dair yeterli delil elde edilemediği” bildirildi ve sanığın, çok sayıda yaralamayı ölüm sonucunun kesin olarak gerçekleşmesi için yaptığının kabulünün gerektiği ifade edildi.

Kararda, sanığın eylemini önceden karar vererek, planladığı, kararında sebat ve ısrar gösterip o plan doğrultusunda işlediğine ilişkin yeterli ve inandırıcı delil bulunmadığı kaydedilerek, bu sebeple “tasarlayarak öldürme” suçundan da sanığın cezalandırılmadığı bildirildi ve şunlar kaydedildi:

“Sanığın maktuleyi, kopya işlemi yaptığı için yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle öldürdüğü anlaşılmakla ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilmiş, hakkında ceza sorumluluğunu kaldıran veya azaltan bir neden olmaması nedeniyle cezasından indirim yapılmamış, sanığın fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, suç işleme konusundaki eğilimi, maktuleyi sırtından iki kez vurduktan sonra 17 kez bıçaklaması, olay yerinden kaçması, olayın işleniş biçimi ve vehameti göz önünde bulundurularak, sanık hakkında takdiri indirim uygulanmamıştır.”

Halk Gazetesi

RELATED ARTICLES